Tarık Tufan’a Dair

Cesur yeni dünyanın kaybetmiş insanlarını, kalbe dokunan bir üslupla anlatabilen nadir yazarlardan biridir Tarık Tufan. Kitapları siyasi ve dini kavşaklardaki kararsız kişilerin duygusal iklimini yansıtır. Bu yüzden de eserleri için ülkenin bilinmeyen tarihine açılan bir sokak diyebiliriz. Yazarımız; beynin, ruhun konforlu alanından çıkıp sorgulamaya, anlamaya sevk eden, çağımız dünyasında geçen hikâyeler kaleme alır. Kapak tasarımları ve isimleriyle de oldukça dikkat çeken kitaplarında genellikle anne, aşk, kadın imgeleriyle birlikte tasavvufî bir dil kullanır.  

Tarık Tufan’ın bazı karakterleriyle birden fazla hikâyede karşılaşmak mümkündür. Yazarın kitaplarında Filistin, Kudüs, Mekke gibi kutsal şehirlerin isimlerini de sık sık duyarsınız.  Ayfer Tunç, Barış Bıçakçı, İbrahim Tenekeci, İsmail Arslan, Haydar Ergülen, Hasan Ali Topbaş, Şule Gürbüz, Mustafa Kutlu’ya yapılan atıflar da hatrı sayılır derecededir. Yazarın bu özelliği, yaban memlekette hemşerisini görmüş ya da tam boğulmak üzereyken can simidini yakalamış gibi bir etki yaratır okuyucuda.

Naylon duyarlılıklar ve konserve mutluluklar üretmeden, samimi bir dille yazan Tufan, genelde uzun hikâyeler kaleme alır. Kraliçenin Pireleri isimli eseri bunun bir istisnasıdır zira kitap için denemelerden oluşan güzel bir buket diyebiliriz. Derin düşünceli ve içten biri olan Tarık Tufan’ın eserleri “Kulaklıklarını çıkar, gör, değiş ve değiştir,” öğretisine hizmet eder.

Tarık Tufan yazarlığının yanı sıra radyo ve TV sunucuğu yapar ve Uzak İhtimal, Yozgat Blues filmlerinin de senaristidir. Yazar yaptığı işleri “Pakdil’in ifadesiyle, İblise karşı Cebrail’in tarafında durabilmek için yazıyorum. Ancak televizyon da hayatımın bu aşamasında bir rızık temini olarak sürüyor. Elbette bunu da iyi yapmanın yollarını arıyorum ama yazmak hiç şüphesiz varoluşsal bir sancı,” sözleriyle ifade eder. Ve nihayetinde de bazılarımızın, İbrahim Tenekeci’nin, “O, Cahit Zarifoğlu’nun bir incelik gösterin, incinmesin yüreğim dizesine sıkı sıkıya bağlı biri,”  ve Hüseyin Atlansoy’un, “Başarma kastı olmaksızın başardığı bir şey var: büyük bir vicdan olmak,” cümleleriyle tanıdığı biridir Tufan. Gönlü geniş ve bizden…

Yazarın; sûfilik, dervişlik gibi uhrevi meziyetlerden örülü,  memleketin bir parçası haline gelen kitabının adı Şanzelize Düğün Salonu’dur. Kimlik sürekliliğini kaybetmiş birisinin isyanı ve hakikat arayışı da diyebiliriz eser için. İki hayat arasına sıkışmış bir karakterin kendini, özünü bulma çabasının öyküsüdür. Eser boyunca kahramanın, dergâh ve modern hayatın arasında çizdiği zikzakları izler ve varoluş sancısına şahitlik edersiniz. Yazarın uzun hikâyelerinin en akıcısı olan Şanzelize Düğün Salonu, kendine karşı şefkatli olamamış tüm insanların hikâyesidir aslında ve hepimizi en az birkaç kez teğet geçen bir dramın resmidir de. Şanzelize Düğün Salonu aynı zamanda Aykut Ertuğrul’un da Mantıku’t Tayr’ da yer alan Şeyh-i San’an hikâyesinin bir yorumu olarak hissettiği kitaptır.  Eserin karakterleri Şeyh-i San’an hikâyesiyle birlikte yazarın Uzak İhtimal filmini anımsatmasıyla da anılır.

Hayal Meyal başlıklı eser içinse Tarık Tufan gibi, “Bir adamın ölüm duygusuyla birlikte kendi geçmişine dönüp açık kalan kapıları kapatabilme, kalan sözleri tamamlayabilme çabasının ürünüdür,”  diyebiliriz. Okuyucu şaşırtan bir sonla ve kararlı olunursa birkaç saat içinde biten eser; yol, kapı, anahtar ve aramak sözcüklerinin sadra dökülmüş halidir. Günümüz İstanbul’unda geçen kitap, yazarın en sevilen çalışmaları arasında olmasının hakkını fazlasıyla veren murada erememiş bir aşkın, kaçışın, vicdan azabının hikâyesidir. Eser, Ve Sen Kuş Olur Gidersin’le beraber okunmalıdır zira her ikisi de aynı yaranın bandıdır. 

Ve Sen Kuş Olur Gidersin, yazarın ifadesiyle; hüzünlü, ürkek ve savunmasız bir hali anlatan, kadınlardan ve bilgelerden yardım uman bir halin kitabıdır. Cahit Zarifoğlu’nun “Sen Kuş Olur Gidersin Bir Trenle” şiirini hatırlatarak ruhu okşayan bu eser, İslami öğretilerle beslenmiştir ve ana karakteri Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam C.’sini akıllara getirir. Sadık okuyucular, yazarın imzası haline gelen Araf’ta kalmış kahramanlara bu kitapta da rastlarlar.

Tarık Tufan’ın eserinde anlattığına göre adını Kur’an’daki bir kıssadan alan Bir Adam Girdi Şehre Koşarak da yazarın en çok bilinen kitaplarındandır. Romantik bir uyanışın ve dünyayı değiştirebilmek için koşmanın tarifi olan kitapta; anne ve kadın temasıyla birlikte birçok aforizma da mükemmel bir üslupla okuyucunun beğenisine sunulur. Ağdalı bir dille yazılmamış eser, sanat için değil vicdan için yapılan edebiyatın ürünlerindendir. Yalnızca gözünüzün soldan sağa hareketleriyle sakince okuduğunuzu sandığınız kitap, bittikten sonra haykırarak ya da ağlayarak okuduğunuz hissi gibi delice bir his uyandırır.

Kekeme Çocuklar Korosu kırılmanın, insanın, ahların kitabı olmakla beraber yazarın da bir cilt altına sığınmış ilk eseridir. Bir radyo programı sunucusunun ve programa bağlananların hayata bıraktığı izlerden ve yaşamlarının ara kesitlerinden oluşur. Kitap, Kemal Sayar’ın en son moda markanın ve rock grubunun ayaklı ilan panosu haline gelmiş olarak tanımladığı gençlerle tanışmak ve onların fikir dalgalanmalarını anlamak için iyi bir hikâyedir.

Tarık Tufan’ı anlayabilmek için bir kilometre taşı sayılabilecek bu kitap üç önerme etrafında toplanır. Birinci önerme: Eğer hala nefes alabiliyorsan hayatta bir şeyleri değiştirme şansın var demektir. İkinci önerme: Hala nefes alıp verebiliyorum.  Sonuç önermesi: Hayatta bazı şeyleri değiştiremezsin. Kapitalizm eleştirisi ve bir iç hesaplaşmanın anlatısı olan eser söylenemeyenleri, söylenmesine rağmen duyulmayanları mertçe bağırabilmenin derdini sırtlanmıştır. Bir roman gibi kesiksiz ve çok da eğlenerek okuyamayacağınız bu hikâye; kopuşun, akışa kapılmanın, karar verme sancılarının, kendine yedirememenin ve korkuyla çalkalanmanın kitabıdır.

Direnmenin ve fark etmenin kitabı Kraliçenin Pireleri’yse, yazarın denemelerinden oluşur ve bu yönüyle diğerlerinden ayrılır. Refaha erdirecek kapıyı aralamanın yollarını anlatan ve içindeki bir başlıktan ismini alan kitap, yazarın kısa tecrübelerinden oluşur. Devam zorunluluğu hissetmeden, istediğiniz yerden başlayıp okuyabileceğiniz kitaplardan biri olan Kraliçenin Pireleri, geçmişe ve geleceğe ışık tutar. Yazarın derdi itibariyle eser,  Kapıyı Kapat Dünyanın Tozu Giriyor’u da okuma iştihası uyandırır. Tufan’ın tüm bu çalışmaları, modern ve akışkan dünyanın görüşümüzü kısıtlayan o sis bulutunu dağıtan bir nitelik taşımaktadır.

Kemal Sayar, modernliğin Faustçu bir pazarlık olduğunu söyler. Bu pazarlıkta el sıkışmaya mecbur kalan taraf olmamak adına Tarık Tufan gibi yazar ve anlatılarının peşine düşmeyi mesleki bir ciddiyetle icra etmek gerekir. Konforun, ruhun bataklığı olduğunu düşünürsek biraz kaygılanmanın, konfor alanımızdan çıkmanın, dilemmalar yaşamanın kaçınılmazlığı da aşikârdır.

Velhasıl Sinan Canan’ın dediği gibi, “Bu kitapları ister kanadınızın altındaki bir yele, ister sırtınızdaki bir yüke dönüştürün.”


KAYNAKÇA:

Çınar, Sayım, İyi İnsan Olmanın Yolu Kitaptan Geçiyor, <http://www.gazeteciler.com/haber/tark-tufan-yi-insan-olmann-yolu-kitaptan-geiyor/249704>, Erişim: 19.12.2016

Sinan, Meryem Aybike, Sorun Mahaldekilerin Kendinden Nefreti, <http://www.haber7.com/kultur/haber/283449-tarik-tufan-sorun-mahalledekilerin-kendinden-nefreti> , Erişim: 19.12.2016

Ajans İstanbul, Tarık Tufan İyiliği Anlattı, <http://www.istanbulajansi.ist/haber/tarik-tufan-iyiligi-anlatti/41896>, Erişim: 20.12.2016

Tenekeci, İbrahim, Gerçek Bir İnsan İstersen Görmek, <http://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimtenekeci/gercek-bir-insan-istersen-gormek-35462>, Erişim:20.12.2016

Bu yazı İkra'r Dergisi 12. Sayısında yayınlanmıştır.

Tuğba Coşkuner

Editör, Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir