Kırık Düş

Desen ki: “Gel seninle kırlarda temaşa edelim”, gelirim
Bir zeytin ağacının gölgesine oturur soluklanırız evvela
Belki karşımızdaki dala kış boyu göremediğim nar bülbülü konar
Henüz doyasıya bakamamışken uçar gider sonra

Daha yeni çiçeklenmiştir, tazeciktir her yer
Otların arasından minik bir papatya bulursun da
Kınalı avucuma iliştirirsin bana fark ettirmeden
Yorgunsundur sen, başını bırakıverirsin dizlerime
Ben o anda bir kuş yuvasına benzerim belki

Uzaklardan incecik bir su sesi duyarız bir dere buluruz sonra
Eteklerimi toplar taşların üstünde şöyle bir gezinirim
Gelir yanına otururum sonra
Sudaki aksimize bakar alın yazımıza yeniden hamdederiz

Kuş olma sırası bana gelir
Başımı omzuna yaslar bir şiir mırıldanırım
Bu en güzel şiirim olur muhtemelen
Sonra susarız kuş cıvıltılarına kulak kesiliriz bir müddet
Dünyanın en sesli suskunluğu olur bu

Nihayet gün batımında
Kâinat en güzel rengine boyar bizi
Biz bir rüyadan bir rüyaya damlarken bir gün daha biter
Günün bitmesi ebedî vuslatımıza biraz daha yaklaşmamızdır ya
O an fark ederiz bunu

“Gün akşamlıdır.”
Dünyaya sadece bu günü not düşelim
Bizden geriye şiirlerimiz kalsın.

Mine Akçay

İkra'r Dergisi Yayın Kurulu Üyesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir